Copyright © Tuğçe'nin Kitaplığı
Design by Dzignine
Blog Turu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Blog Turu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Şubat 2013 Cumartesi

Yorum: Işığı Ararken - Elizabeth Haynes | Konuşan Kitaplar ile Blog Turu


538230_556603967683755_1194607306_n

Puanlama : B+
Yazar: Elizabeth Haynes
Çevirmen:   
Sayfa Sayısı:  512
Dili: Türkçe
Yayınevi:  Feniks Kitap


Elizabeth Haynes’in ilk romanı Işığı Ararken, 2011 yılının en iyi kitapları arasında gösterilen bir psikolojik gerilim. Uzun zamandır bir yorumu yazmak için bu kadar heyecanlanmamış, aynı zamanda da bu kadar zorlanmamıştım, hakkını verememekten çekiniyorum diyelim. Lafı çok uzatmadan Haynes’in bu detaylı düşünülmüş ve sizi avucunun içine alan kitabının yorumuna geçeyim.

Kitap, 2005 yılında geçen bir mahkeme sahnesi ile açılıyor, Lee Brightman adında bir adam, Catherine Bailey adında bir kadına dair sorgulanıyor. Sorgulama ve Lee’nin cevaplarından kendisinin bir polis memuru ya da benzer bir otoriteye sahip birisi olduğunu düşünüyoruz. Buradan sonra hikaye 2003/4 ve 2007 arasında değişen bölümler halinde; Cathy’nin Lee ile tanışması ve ilişkilerinin başlaması ile şimdiki zamanda Lee’den sonra hayatını yeniden kurmaya çalışması arasında gidip gelerek aktarılıyor.  2003’te  Cathy Bailey genç ve arkadaşları ile eğlenmeyi seven bir kadındır. Lee ile tanıştığında da heyecanlanır, onun farklı olduğunu görür ama son derece yakışıklı olması ve gizemli havası zaten Cathy’i büyüleyen yanıdır. Bu heyecanlı ve bir o kadarda gizem dolu ilişkiye başlaması ile hayatı değişmeye başlar, giderek yalnız kaldığını fark eder. Ve bir gün beklenmedik bir olay olduğunda tamamen yalnızdır ve artık eski hayatı yoktur.  Bir yandan 2007’de tanık olduğumuz Cathy ise, insanın inanamayacağı kadar farklı bir kişilik, içine kapanık, insanlardan uzak, evinden çıkmaya çekinen, güvenliğinden her daim endişe eden ve bu endişeleri sonucunda OCD gelişmiş her yaptığı hareketi tekrar ve tekrar kontrol eden takıntılı bir kadındır. Üst katına taşınan yeni komşusu Stuart ile tanışır. Stuart’ın Cathy’e bir doktor arkadaşını önermesi ile aralarındaki arkadaşlık yavaşça gelişmeye başlar. Ta ki; geçmiş ve gelecek bir noktada çakışana kadar…  Peki Catherine’in bu hale gelmesine ne neden olmuştur?

Tabii ki daha fazlasını anlatmayacağım ama zaten arka kapağı okuyan birisinin fazla bir şey anlatılmasına da gerek yok, genel olarak olacakları tahmin etmek zor değil, ciddi bir su istimal ve aile içi şiddet söz konusu ancak sizi hikayeye bağlayan zaten konudan çok,  aktarılış biçimi ve karakterlerin yapıları.
Hayatımızın içindeki kişileri gerçekten tanıyor muyuz? Gerçekten kim olduklarını biliyor muyuz? Ya sevdiğiniz adam sizi herkesten koparıp sadece kendine saklamak isterse?

images (2)Haynes’in yarattığı alışılmışı dışı karakterler yaratmış;  güçlü ama sorunlu ve bu sorunlardan bir türlü kurtulamayan bir kadın. Son derece yakışıklı ve etkileyici ama sorun olduğunu hissettirecek gizemli bir adam.  Tutku, saplantı ve sevgi arasındaki kaçırılması kolay ince çizgi…

Kitabın başından sonuna tüm psikolojik gerilim klişeleri kırılıp atılıyor. Güvenmeniz gerektiği gösterilen noktalar, aslında güvenmenizin ne kadar yanlış olduğunu gösteriyor.

Kitabın en etkileyici ve başarılı noktalarından bir tanesi ise, Haynes’in ustalıkla okuru Catherine’in aklının içine sokması ve yaşadığı çaresizliği aynen hissettirmesi. Hikaye yer yer o kadar klostrofobik bir hal alıyor ki; okur kitabın ta en başındaki sahne de yargılanan adamın tutuklandığını bilmesine rağmen bir kaçış yolu olmadığına emin oluyor.

Buna rağmen sizi sürekli tetikte tutan, rahatsız eden bir kontrast hakim, heyecanlı ve yaşam dolu Cathy’nin başına gelenler ve bununla başa çıkmaya çalışan sorunlu kadının karşısına çıkan yeni bir umut… Stuart, Cathy’nin yeni üst komşusu ve bir psikolog, Cathy ile tanışır tanışmaz, yardıma ihtiyacı olduğunu söylüyor ve aralarında bir şekilde bir yakınlık oluşuyor. Bunun kolay oluştuğunu sanmayın sakın… Ve bir yandan Cathy’nin geçmişinde, günümüzdeki ile birlikte akan hikaye o kadar vurucu ki,  Stuart’ı Cathy’den fazla sorgulamaya başlıyorsunuz. Yine de normale dönmesini istiyorsunuz.

Kitapta kabullenemediğim tek nokta kitabın sonu oldu açıkçası, sanki bir devam kitabı yazılmaya müsait bir halde bırakılmış geldi ama görünürde bir devam kitabı yok. Hal böyle olunca insan biraz hayal kırıklığı yaşıyor ama geçici ;) Nitekim, bittikten sonra sizinle kalmaya devam edecek bir hikaye olduğundan bu konuya fazla takılamıyorsunuz.

Aslında okuması son derece zor bir konuyu anlatan bu kitap, o kadar etkileyici ve gerçekçi sunuluyor ki elinizden bırakamıyorsunuz ve okumaya devam ediyorsunuz. Cathy’nin  korkusu sayfalardan taşıp sizi esir alıyor, söylemedi demeyin. Karakterler ve hikaye sizi ne olduğunuzu anlamadan içine çekiyor ve bir bakmışsınız ki; kapıları, pencereleri kontrol etmeye başlamışsınız…

Özellikle bu tür gerilimlerden hoşlananların kaçırmamasını tavsiye ederim… Ayrıca, kitabın kapağına yorum yazan S.J. Watson’ın Uyuyana Kadar kitabını da bu tür ün hayranlarına öneririm…
continue reading "Yorum: Işığı Ararken - Elizabeth Haynes | Konuşan Kitaplar ile Blog Turu"
14 Şubat 2013 Perşembe

Konuşan Kitaplar Blog Turu | Beni Seç - Kiera Cass Çekilişi


579556_208894339257073_1560646376_n

Dex Kitap’tan çıkan kitabı Beni Seç - Kiera Cass sizin İçin; inceleniyor, yorumlanıyor ve hediye ediliyor. 2 şanslı okuyucumuz blog turu sonunda bu kitabın sahibi olacak. Konuşan Kitaplar ile blog turu etkinlikleri çerçevesinde bu kitabı kazanmak için yapmanız gereken çok basit; çekilişi yürüten blog’umuza (http://kitapasigi.blogspot.com) yorum bırakarak yada aşağıdaki rafflecopter‘i email adresiniz yada facebook hesabınız ile kullanarak çekilişe katılabilirsiniz.

*rafflecopter kullanımını resimli görmek için tıklayın


Rafflecopter ile çekilişe katılmayanlar için çekiliş kuralları(her bir kural için ekstra çekiliş hakkınız olacaktır, kuralları uygulamak zorunlu değildir);
o Konuşan Kitaplar ile Blog Turları Facebook sayfasını beğenin (blogumuzda bir Facebook Like Box bulunmakta) ve beğeni yaptığınız adınızı bize iletin
o Çekilişin yürütüldüğü blog’a kitap hakkında yada istediğinize dair yorum bırakın (kitap çekilişimiz http://kitapasigi.blogspot.com adresinde yürütülmektedir, yorumu o siteye bırakmalısınız)
o Çekilişin yürütüldüğü blog’u takip edin. (kitap çekilişimiz http://kitapasigi.blogspot.com adresinde yürütülmektedir)
o Blog turu diğer katılımcılarının facebook sayfalarını beğenin ve beğeni yaptığınız adınızı ve beğendiğiniz blogları bize iletin. (bu kural için beğeni yaptığınız blog sayısı kadar ek çekiliş hakkınız olacaktır)

Ve Unutmayın! Bu kitaba dair diğer etkinlikleri www.konusankitaplarileblogturu.wordpress.com adresinden ve katılımcı bloglardan takip edebilirsiniz.
continue reading "Konuşan Kitaplar Blog Turu | Beni Seç - Kiera Cass Çekilişi "

Konuşan Kitaplar ile Blog Turuyla Prensi Tavlamaya Hazır Mısınız? | Beni Seç - Kiera Cass


579556_208894339257073_1560646376_n

“Kiera Cassin ilk romanı Beni Seç, reality şov ve distopik bir peri masalının mükemmel sentezi.”
- Kiersten White, Paranormal

19-20 Şubat tarihlerinde bir prens nasıl tavlanır, birlikte öğreneceğiz. Dex Kitap’tan yeni çıkan Beni Seç - Kiera Cass Konuşan Kitaplarda okunuyor, inceleniyor ve hediye ediliyor. Siz de bu eğlenceli yolculuğa bizimle çıkmak ister misiniz?

İşte duraklarımız;

9 blog;

Peki bu yolculukta sizleri neler bekliyor?

19 Şubat 2013


20 Şubat 2013 

Yazar Söyleşi - http://tugceninkitapligi.com/Alıntılar - http://kitapsayfalarii.blogspot.com/ ve  http://kahvekokulukitap.blogspot.com/
Başka Bloglarda Neler Yazılmış  –http://kitaptelvesi.blogspot.comFilm Olsaydı Kimler Oynardı? – http://tarihiaskromani.blogspot.comPeki Ya Sonra Ne Olacak? –http://tarihiaskromani.blogspot.com
Kitap Yorumu - 9 blog* birden…

*9 blog’un birden yorumlarını http://konusankitaplarileblogturu.wordpress.com  adresinde bir arada bulabilirsiniz…

**Dex Kitap’a katkılarından dolayı teşekkür ederiz!dex-kitaplgo
continue reading "Konuşan Kitaplar ile Blog Turuyla Prensi Tavlamaya Hazır Mısınız? | Beni Seç - Kiera Cass"
2 Şubat 2013 Cumartesi

Yorum: Road to Tomorrow - Mary Metcalfe | Novel Publicity Blog Turu


Road to Tomorrow cover FINAL
Puanlama : C 

Yazar: Mary Metcalfe
Çevirmen:  -
Sayfa Sayısı:  220
Dili: İngilizce
Yayınevi:  Laskin Publishing

Novel Publicity tarafından düzenlenen Mary Metcalfe’ın romanı Road to Tomorrow blog turu kapsamında programda bu haftanın programında görünmeyen bir yorum sizlerle (itiraf ediyorum yanlış bakmışım takvime ve turun beşinci kişisi oluşumu, ayın beşi gibi okumuşum ve rahat davranıyordum :) ), sağolsunlar hatırlatma yolluyorlar da sorun olmadı :D  Bu blog turlarını en çok, normalde dikkatimi çekmeyecek kitapları okuyabilme şansından dolayı seviyorum. Bu kitapta onlardan bir tanesi. Aşağıda yazara ve kitabın tanıtım yazısına dair de bir kaç cümle yer alıyor. Ayrıca bir de çekiliş var tabii ki. Şimdi benim yorumuma geçebiliriz...

Road to Tomorrow, konu olarak biraz ağır bir kitap olmasına rağmen, anlatım ve kendini okutma bakımından son derece hızlı bir kitap.  Andrea Garrett, genç bir eş ve annedir. Kocası saygı duyulan bir askerdir ve birbirlerini çok fazla tanımadan evlenmişlerdir. Kocası Sean’ın bu saygı değer görüntüsü altında kimsenin bilmediği şiddet yanlısı bir tarafı vardır ve her fırsatta bu yönünü Andrea’ya göstermektedir. İlk başlarda Andrea, hayal ettiği aile tablosuna sahip olmak ümidiyle kocasına yeniden ve yeniden şans tanımıştır ama artk dayanamayacağı noktaya geldiğinde; iki çocuğunu ikiz kardeşi Richard’a bırakır ve kocasından kaçar.

Ama Andrea’nın şanssızlığı sadece aile içi şiddetle sınırlı değildir ve kocasından kaçarken, bir kaza geçirir. Kendisini çevredeki yabancılar kurtarmaya gelir ancak kocasına da durumu haber ederler. Terk edilmeyi ve reddedilmeyi hazmedemeyen Sean öfkeyle Andrea’nın peşine düşer. Bu uğurda önüne gelene zarar vermeye de hazırdır. Buradan sonra Andrea’nın planları, kararları ve kendine yeni bir hayat kurma çabası ile Sean’ın kendisine yaşattıklarını yazarın sadece ve net anlatımıyla okuyoruz. Tüm olanlar için tabii ki okumanız gerekiyor...

Öncelikle, dediğim gibi kitabın konusu ağır; aile içi şiddet, sapkın çocukluk davranışları, travma sonrası stres ve bunların sonuçlarını yaşamak zorunda kalmış genç bir kadın ve onun aşk hikayesi, yaşama yeniden tutunması, yeni başlangıcı...  Hal böyle olunca oldukça yoğun (belki gerekli ama yine de yoğun) mesaj içerikli bir hikaye idi.

Andrea oldukça güçlü ve karar verdikten sonra ne istediğini bilen bir kadın olarak çizilmiş. Şiddet ve suistimal içeriyor da olsa bir evliliği bitirmenin, herşeyi geride bırakmanın kolay olmadığı gerçeği vurgulanarak anlatılan hikaye, sayesinde de oldukça gerçekçi bir karakter olmuş.

Ama bence yazarın en güzel yansıttığı karakter Sean olmuş, meslektaşları ve arkadaşları tarafından dost canlısı, yardım sever ve aynı derecede de cesur bir asker olarak tanınan ve görüntüyü her şekilde sergileyen Sean aslında, duygusal olarak son derece sorunlu bir yapıya sahiptir ve bu iki kişilik arasında sıkışıp kalmış adam, insanın içini buruyor. Bir tarafta yakışıklı, güçlü ve etkileyici bir adam, diğer tarafta öfkesini kontrol edemeyen, karısını ve çocuklarını incitebilen, korkutan ve öfkesi ile yakıp yıkan bir adam.
Richard ise benim sanırım en sinir olduğum karakterdi, arkadaşının dış görüntüsüne ve yansıttığı çizgisine o kadar kendini kaptırmış ki, kardeşini sorgulayabiliyor ve işlerin farklı bir boyuta geçmesine neden oluyor.  Tüm bunların içinde harika iki çocuk (ki bence bu hikaye için biraz fazla harikalardı) ve harika bir yeni erkek arkadaş (hikayenin bu kısmını da biraz fazla tek düze bulduğumu ve fazla hızlı geliştini düşündüğümü belirtmeliyim).

Yazarın anlatım yeteneğine diyecek bir söz tabii ki yok, hikayenin geçtiği yerler ve özellikle Andrea'nın yerleştiği kasaba son derece canlı yansıtılmış. Aynı şekilde diyaloglar, ilişkiler ve olayların gelişim şeklide gerçekçi ve okur ile bağlantı kurmaya imkan verecek şekilde sunulmuş. Ancak bu noktada, yukarıda belirttiğim, yeni erkek arkadaş konusuna dönmek istiyorum. Bence Sean ile olan geçmişi ve yaşadıkları sonrasında yeni hayat kurma isteği ve çabası her ne kadar inandırıcı işlenmiş olsa da, yeni bir ilişkiye bu kadar kolay atılması, bu kadar kolay adapte olması ve kabullenmesi bana göre biraz inandırıcılıktan uzak kaldı. Bu da sanırım, bu yoğun konuya rağmen oldukça kısa bir kitap (220 sayfa)  ve hızlı bir hikaye olmasından kaynaklanıyordu.

Duyguların ve karakterlerin güzel çizildiği, ciddi konuların okuru boğmadan işlendiği hızlı bir hikaye, çabuk okunur bir kitap idi. Okuru şaşırtabilecek de bir son sizleri bekliyor.

Kitap Hakkında - Yazar Hakkında - Ödüller!!!

Kitap Hakkında: Andrea Garrett şiddete maruz kaldığı evliliğinden kaçmaya çalışmaktadır. Kendi hayatı için korkmaktadır ve iki çocuğunu ikiz kardeşinin yanına bırakarak, kocasının görev dönüşünden bir gün önce evi terk eder. Direksiyon başında uyuyup, hendeğe düşer,  kendisini kurtaran yabancılar, ancak hayallerinde görebileceği yeni bir hayat, çocukları için bir gelecek ve ruhu için bir kurtuluş sunduğunda,  hayatı yeni bir yön alır.

Mary Portrait 2012 RWA

Yazar Hakkında: Mary Metcalfe Kanada'da Ottawa'nın kuzeydoğusunda Laurentian'ların eteklerinde, kocası, üç kedisi ve kocaman bir köpek ile birlikte yaşamaktadır. Yazarlık sevdası ailede var olan bir durumdur. Kızları da bir yazardır, kurgusal olmayan kitapları yayımlanmıştır. Clarion Review, yazarın ilk romanını "parlak bir çıkış romanı...okurlar Winds of Change ile yolculuğa bayılacaklar" diyerek yorumlamıştır. Road to Tomorrow, yazarın Look to the Future serisindeki üçüncü kitabıdır.  Mary'i bulabileceğiniz yerler website, blog, Facebook, GoodReads, Twitter.


Ödüller: Ödülleri kim sevmez ki? 50$'lık Amazon iki hediye kartından birine ya da Road to Tomorrow'un imzalı bir kopyasına sahip olabilirsiniz. Yapmanız gerekenler basit:
  1. Aşağıda yer alan Rafflecopter ile çekilişe katılın
  2. Ve bloguma yorumunuzu bırakın
Bu kadar! Tur esnadında bloglara yorum bırakan bir kişi ilk hediye kartını kazanacak. Daha fazla blogu ziyaret edin ve yorum bırakın ve şansınızı arttırın. Katılımcı diğer blogları burada bulabilirsiniz, tık tık. Diğer 50$lık hediye kartı ve imzalı kitap rafflecopter aracılığıyla sahiplerini bulacak.  Bol şans!!!

Rafflecopter resimli kullanım için tık tık!

 
Buradan satın alabilirsiniz:
continue reading "Yorum: Road to Tomorrow - Mary Metcalfe | Novel Publicity Blog Turu"

Tüyler Ürpetici Bir Gerilime Hazır Mısınız? Konuşan Kitaplar ile Blog Turları Işığı Ararken İle Devam Ediyor!!!


543919_203713459775161_1370820644_n

“Çarpıcı, merak uyandırıcı… okuru tamamen tutsak ediyor. Sarsıcı bir başlangıç.”
- S.J. Watson

11-12 Şubat tarihlerinde gerilim dolu bir yolculuğa çıkıyoruz!  Elizabeth Haynes’in Feniks Yayınlarından yeni çıkan kitabı
Işığı Ararken’i inceliyoruz.

Siz de bizimle birlikte içinizi ürpertecek bir yolculuğa çıkmak  ister misiniz?

8 blog;

Bu yolculukta neler mi var?

11 Şubat 2013

12 Şubat 2013 
Yazar Söyleşi - http://tugceninkitapligi.com/Kitap Çekilişi – http://kitapasigi.blogspot.com
Kitap Yorumu - 8 blog* birden…Başka Bloglarda Neler Yazılmış  –http://kitaptelvesi.blogspot.com
*8 blog’un birden yorumlarını http://konusankitaplarileblogturu.wordpress.com adresinde bir arada bulabilirsiniz…
**Feniks Kitap'a katkılarından dolayı teşekkür ederiz!
continue reading "Tüyler Ürpetici Bir Gerilime Hazır Mısınız? Konuşan Kitaplar ile Blog Turları Işığı Ararken İle Devam Ediyor!!!"
30 Ocak 2013 Çarşamba

Konuşan Kitaplar Blog Turu 2.Gün Yorum: Bakire - Nancy Pickard


Konuşan Kitaplar ile Blog Turunun 2. gününde sizlerle; önce Nancy Pickard’ın bol ödüllü romanı Bakire’nin yorumunu, sonra da yazarın kendisi ile yaptığım söyleşiyi paylaşacağım. Ben hem kitabı, hem de yazarın kendisini sevdim ne diyebilirim ki :) keyifli okumalar…

Puanlama : B+
Yazar: Nancy Pickard
Çevirmen: Ekrem Köksal
Sayfa Sayısı: 351
Dili: Türkçe
Yayınevi: Ephesus Yayınları

1987 kışında, Kansas’ta bulunan Small Plains kasabasında, dondurucu bir kar fırtınası yaşanıyordu; Rex Shellenberger, babası ve ağabeyi Patrick ile çiftliklerinin arazisinde, kar ile kaplanmış buzağıları arıyordu. Ama bulduğu tamamen çıplak, son derece güzel ve donarak ölmüş bir kadın oldu. Ceset kimse tarafından teşhis edilemedi ve isimsiz bir mezar taşı ile kasaba mezarlığına gömüldü.

Ama olay aslında bu kadar basit değildi ve sırrı on yedi yıldır çözülmemiş olan bu cinayet, bazılarının hayatını tamamen değiştirmişti…

Abby Reynolds, kasabanın tek doktorunun kızı ve kasabanın sevilen çocuğu Mitch Newquist’in de kız arkadaşı idi. Fırtınalı gecede ikili Abby’nin odasında gizlice bir geceyi birlikte geçirmeyi planlıyorlardı ve Abby’nin Mitch’i babasının muayenehanesine yolladığı sırada, Dr. Reynolds’a gelen acil bir çağrı durumu değiştirdi. Mitch, acil çağrı ile aşağı inen Abby’nin babasına yakalanmamak için, malzeme odasına saklanmıştır ve kasabanın o zamanki şerifi Nathan Shellenberger’in oğullarıyla birlikte bulduğu kızın cesedini getirmesi sonrasında yaşananların dehşetiyle, tekrar Abby’nin yanına uğramadan, hatta ayakkabılarını bile giymeden kendini dışarı atar.

Mitch, eve vardığında donmak üzeredir ama gördüklerini babasına anlatmakta hiç vakit kaybetmez. Kasabanın aynı zamanda yargıcı olan Tom Newquist, oğlunun anlattıkları karşısında neye inanacağını şaşırmıştır, kanından canından olan 18 yaşında ki oğlu Mitch’e mi, yoksa yıllardır en yakın arkadaşı ve kasabanında en şekçin kişileri olan Nathan ve Quentin’e mi? Çözümü oğlunu kasabadan uzaklaştırmakta bulan yargıç, sabahın ilk saatlerinde Mitch ile birlikte kasabadan ayrılır…

17 yıl sonra Rex, babasının koltuğunu devralmış ve kasabanın şerifidir, Mitch kasabaya geri dönmüştür, Abby Mitch’i o fırtınalı geceden sonra bir daha hiç görmemiştir ve Mitch’in ailesi tarafından, oğullarının gidişinin suçlusu ilan edilmiştir ve o gece bulunan cesedin sırrı da hala çözülememiştir, hem de aslen kızı tanıyanlar olmasına rağmen… Mitch, Neden kasabadan apar topar gönderildiğinin ardındaki gerçekleri öğrenebilecek midir? Kaybedilen hayatları geri almak mümkün olacak mı? Zaman içerisinde bir efsaneye dönüşen ve kasaba halkı tarafından Bakire olarak adlandırılan cinayet kurbanı kızın kimliği ortaya çıkacak mı? Bunların hepsi kitabın sayfaları arasında yer alıyor, öğrenmek için çevirmeniz yeterli…

Aslında polisiye ya da gerilim temasından öte, bir masumiyetin yitiriliş hikayesi olan Nancy Pickard’ın Bakire’si, neredeyse tüm kahramanların bakış açısını sunan, 2004 ile 1987 arasında gidip gelen, son derece ustalıkla örülmüş. Yazarın, yazmanın en temel unsurlarından olan anlatma göster mantığını uyguladığı; zamanda yaptırdığı seyahatlerle olayı yaşayanların açısından, yaşandığı tarihe dönerek anlattığı bu kompleks ama akışın gereksiz merakta bırakmalarla bölünmediği ve bu sayede ne zaman nede anlatıcı kargaşasının pek görülmediği, başlayınca elinizden bırakmakta zorlanabileceğiniz bir hikaye.
Kişilikleri ön planda tutulmuş karakterler, oldukça güçlü ve gerçekçi yaratılmış. Okuyucunun görüntüler ön planda olmasa da özdeşleştirip, bağlanabileceği kişiler olmuşlar. Hikayedeki gizem ve gerilim aslen biraz karakterlerin ve olayların gerisinde kalmışta olsa, neler olduğunu tam çözdüğünüze inandığınız anda sizi başka bir yöne savurmayı da başaracak incelikle yazılmış. Her ne kadar her şey netleşmeden bir süre önce gerçek suçluyu tahmin etmeniz mümkünde olsa, olayların gelişme şekli ve gerçek nedenleri öğrendiğinizde tahmin etmediğiniz bir şeyler çıkacağına şüphe yok.

Yalnız sıkı polisiye/gerilim hayranlarına şimdiden söyleyeyim, bu kitap; basit bir konusu da olsa, bu türün edebi eserleri arasında anılıyor ve heyecanlı bir katil kim hikayesinden çok; etkilenen yaşamlar, yaşanan trajik olay ve çok yakın bir grup insanın bu olay karşısında ortaya çıkan gerçek kişiliklerinin ön planda tutulduğu, yaşananların örgüsünün incelikle yapıldığı, daha sakin bir roman.

Sadece yazar, hazır bu çoklu anlatıma girmişken, belki de; üç ana karakter haricindeki bazı kilit kişileri de biraz detaylı işleseydi ve birkaç yerde yaşanan hikayeden kopmalardan kaçınsaydı - hikayeye dair çok fazla şey söylemek istemiyorum ama birkaç sahnede yaşanmasa da olurmuş dediğim oldu inkar etmeyeceğim – kelimenin anlamıyla mükemmel hikaye olurmuş. Birde sonda yer alan birkaç “herkes layığını bulur” imalı sahne var ki, işin içine sanki inancı dahil etmeye çalışmış yazar, ama artık kitabın fazla sonu olması itibariyle biraz havada kalmış denebilir ve birazda hikayenin gerçekliğini ve doğallığını aksatmış ama genele bakınca gönül rahatlığıyla, kesinlikle göz ardı edilebilecek noktalar bunlar diyebilirim.

Bu arada diğer etkinliklere göz atmayı unutmayın...

15 Aralık 2012


16 Aralık 2012

KitapYorumu - 8 blog* birden…

*8 blog’un birden yorumlarını http://konusankitaplarileblogturu.wordpress.com adresinde bir arada bulabilirsiniz…

**Ephesus Yayınlarına bu blog turundaki katkılarından dolayı teşekkür ederiz…
images-5


logomuz3
Buradan satın alabilirsiniz :
continue reading "Konuşan Kitaplar Blog Turu 2.Gün Yorum: Bakire - Nancy Pickard"

Konuşan Kitaplar Nancy Pickard'ın Bakiresini Sizler İçin İnceliyor...



Yeni Blog Turumuz 15-16 Aralık tarihlerinde bloglarımızda yerini alıyor.

1 kitap;

Bakire – Nancy Pickard
Small Plains Bakiresi kimdi ve nasıl öldü?
Acımasız bir cinayetle değişen hayatlar;
Küçük bir kasabadaki sahipsiz bir mezar...
On yedi yıldır saklanan korkunç gerçeği öğrenmeye hazır mısınız?

 8 blog;


Tur Takvimi;

15 Aralık 2012

16 Aralık 2012
 *8 blog’un birden yorumlarını http://konusankitaplarileblogturu.wordpress.com adresinde bir arada bulabilirsiniz…

logomuz41.jpgimages (5)Ephesus Yayınlarına bu blog turundaki katkılarından dolayı teşekkür ederiz...
continue reading "Konuşan Kitaplar Nancy Pickard'ın Bakiresini Sizler İçin İnceliyor..."
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...