Copyright © Tuğçe'nin Kitaplığı
Design by Dzignine
Yerli Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yerli Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Ocak 2013 Çarşamba

Yorum: Aşka Dönüş - Vefa Enver


Puanlama : B-
Yazar: Vefa Enver
Çevirmen: -
Sayfa Sayısı: 366
Dili: Türkçe
Yayınevi: Nemesis Kitap


Okuyucuları tarafından Pembe Kraliçe olarak adlandırılan Vefa Enver’in son kitabı, Aşka Dönüş, Ekim ayı sonunda raflardaki yerini almıştı,ve aslında bende kitabı almıştım ama yorumu ancak yazabiliyorum. Bu kitap, benim Vefa Enver’e ait okuduğum ve hatta kendisini tanıdığım ilk roman.

Açıkçası, kitabın tanıtım yazılarından ve internette okuduklarımdan, oldukça hafif ve eğlenceli bir roman okuyacağımı düşünerek başladım, ancak oldukça keyifli (yer yer kahkaha attığım) ama bir o kadar da düşündürücü ve kışkırtıcı bir kitapla karşılaştım – özellikle ikinci bölümünde.

Aşka Dönüş, Perim ve Hakan’ın düğün törenleriyle başlıyor, masallardaki kadar mutlu başlayan bir evlilik– hatta yer yer biraz fazla mutlu ve rüyada bir başlangıçtı; bir yandan umarım bu şekilde gerçeküstü bir mutlulukla devam etmez diye düşündüm, bir yandan da ne gelecek arkasından diye merak etmeden duramadım. Aslında en baştan beri ailelerin uyumsuzluğu ve farklılıkları nedeniyle bu evliliğe karşı oldukları ve oluşabilecek sorunları işaret eden bir dizi olay olsa bile, aşkın gözü kördür derler ya – aslında sanırım kör değil daha çok umursamaz – Perim ve Hakan içinde öyleydi, kimseyi görmüyor gibiydiler. Peki sonra ne oldu?

Sonrasında tam olarak ne oldu bilmiyorum, ama kendimizi; birbirleri ile sürekli tartıştıkları, inat konusunda yarıştıkları, hatalarını bulmak için didindikleri bir dünyada buluyoruz. Rüya gibi başladıkları evliliklerine ne olmuşsa bir an evvel son vermek istediklerini söyledikleri bir dünya bu, ama gerçekten istedikleri bu mu? Gerçekten aşk, sevgi bu kadar çabuk ve uğraşmadan bitmiş miydi onlar için? Bir yandan birbirlerine ne kadar sinir olduklarını anlatırlarken, bir yandan hareketlerinde ki sevgiyi ve umudu görmemek imkansızdı ama bazen içinde yaşarken olayları görmek mümkün olmaz ve bazı şeyleri kaybetmeden anlayamayız ya, aslen ne hissettiğimizi... İşte; Perim ve Hakan’ın hikayesi de bunlardan bir tanesi...

Birde Esra ve Yavuz var ki, sormayın gitsin :) Oradan da ayrı bir hikaye çıkar, en azından ben öyle umuyorum...

Vefa Enver’in karakterleri son derece gerçekçi yaratılmış, içimizden birileri ve hatta hiçte kendilerini sevdirme çabaları yok diyebilirim. Ama duygular o kadar güzel hissettirilmiş, söylenenlerin aksine hissedilenler o kadar ince ince verilmiş ki, onları düşünmeden edemiyor, hikayenin sonunda ne olacağını merak etmeden duramıyorsunuz, daha doğrusu türün yapısı gereği belki ne olacağını biliyorsunuz ama nasıl olacağını merak ediyorsunuz kitap boyunca ve sizi hemen içine çeken bu kitabın sayfalarını çevirmeye başlıyorsunuz.

Kitabı okurken bazen ikilinin didişmelerine kahkaha ile güldüm, bazen inatlarından ve gururlarından dolayı Perim ve Hakan’ı iyice bir sarsıp kendinize gelin demek istedim, bazense verilen duyguların yoğunluğundan durup düşünme ihtiyacı hissettim. Gülüp geçeceğimi, okuyup unutacağımı sandığım basit bir okumadan çok daha fazlasını buldum bu kitapta.

Dediğim gibi, ilk birkaç sayfa biraz fazla klişe ve gerçek olmayan bir dünya resmi çizse de, o sayfaları atlattıktan sonra sizi dolu dolu bir okuma bekliyor... Bu soğuk günlerde, sıcak içeceğiniz ile rahat koltuğunuza kıvrılıp elinize alabileceğiniz bir kitap.

Aşka Dönüş ve diğer Vefa Enver kitaplarını sevenler ve merak edenler, yazarımız yarın romantik komedi ve kitapları üzerine bir söyleşi için bizimle olacak, kaçırmayın!

Buradan satın alabilirsiniz: 

continue reading "Yorum: Aşka Dönüş - Vefa Enver"
5 Kasım 2012 Pazartesi

İkili Delilikler Hikayesi... Dengesiz Bir Aşkın Anatomisi

Bu, blog’umda yazdığım ilk yerli kitap yorumu, hatta uzun süredir de ilk okuduğum yerli kitap diyebilirim. Ayrıca şimdiden söyleyeyim; Duygu Özlem Yücel ile 17 Kasım’da yine blog’umda bir söyleşimiz ve birde hediye çekilişimiz olacak; bir adet imzalı Dengesiz Bir Aşkın Anatomisi’ni hediye edeceğiz.( Yine bir öncekin hediyemizde olduğu gibi rafflecopter aracılığı ile kazananın belli olacağı çekilişe yazımın sonunda yer alan bölümden katılabilirsiniz.) Şimdi kitaba dönecek olursak...

Duygu Özlem Yücel’in ikinci romanı olan Dengesiz Bir Aşkın Anatomisi Aslı ve Can’ın, inişli çıkışlı, birden bire başlayan ve hızla yaşanan, tatlı-ekşi aşklarını anlatıyor.

Hikayeyi bize aktaran, Aslı;  çabuk sinirlenen ve alevi aynı derece çabuk sönen, sinirlenince aklına gelen ilk şeyi söylemekten kendini alı koyamayan, 20’li yaşlarının başında, deli dolu, kendine güvenen ama bir o kadarda o yaşlardakilere özgü hayatı umursamaz, içinde bulunduğu güne odaklı yaşayan genç bir kadın.  Yine böyle sinirlendiği bir anda, tüm sinirini kusacak birini ararken karşılatığı Can ise; 30’lu yaşların ortasında, kendi ayakları üzerinde duran, istediğini yapmaya alışmış, işinin sahibi ve tabii ki  sırları olan ve bu sırları kendine saklayan bir adam.

Hayatın, yollarını kesiştirmesi ile, dizginleyemedikleri duygularının esiri oluyor ve son derece tutkulu, bir o kadar da fırtınalı bir aşkın ortasında buluyorlar kendilerini. Birden bire başlayan bu aşkta, önce; heyecan, mutluluk, dengesizlik ve kahkaha  sonra; öfke, sorular, sessizlik ve gözyaşı var...  

Bana göre; en güzel, daha doğrusu en etkileyici yanı,  okumaya başladığınız anda sizi içine çekiyor ve Aslı ile birlikte, o ilk aşkın tatlı heyecanını ve aynı zamanda yarattığı korkuyu, belirsizlikleri, çaresizlikleri ve karmaşasını yeniden yaşıyorsunuz. Bir yandan yapısal olarak, bugün ve geçmiş arasında gidip gelen hikaye ile, Aslı’nın bitkinliğine, toyluğuna ve nasıl olgunlaştığına, durulduğuna kendi ağzından şahit olurken, diğer yandan inanılmaz bir şekilde Can’ın koşulsuz sevgisini, kocaman aşkını hissediyorsunuz. Ve tabi, bazen sevginin ne kadar yetersiz kalabildiğini de...

Genel olarak duyguların ve düşüncelerin yer aldığı hikayede, yazarın ilişkiye ait yaşanan anları da, küçük ama son derece canlı, anlık görüntüler halinde sunması okuyanı etkileyen bir anlatım yaratmış. Tıpkı eski fotoğraflara bakar gibi, insan hissettiği mutlulukla gülümsüyor, hüzünle üzülüyor. Kitap boyunca, bir şeylerin yolunda gitmediği, gizemlerin orada olduğu hissini hep taşıyor ama elle tutulur, somut bir soruna, yanlışa da şahit olamıyorsunuz. Her bölüm geçtikçe merakınız artıyor; Can’ın bu kendini saklayan karakterinin altından ne çıkacak; insan hem bu kadar sever, hem de nasıl bu kadar mesafeli olur demekten kendinizi alamıyor. Ve Aslı ve Can’ın bu masal gibi aşkının gerçek olmadığının kanıtı olan yanlışın, nerede karşınıza çıkacağını beklemeye koyuluyorsunuz.

Tabi bazı sorunları da var; özellikle çiftin son derece soyutlanmış bir yaşam yaşıyor havası, arkadaşların ve ailelerin ne yaşanan mutlulukta ne de yaşanan üzüntülerde destek olarak bile dahil olmamaları, sadece ikisinin var olduğu hissini yaratıyor. Ve evet, bu belki birbirlerine olan hislerini ve gereksinimlerini kuvvetlendiriyor, ama aynı oranda da gerçek olmayan bir dünya yaratmış oluyor, bir anda olsa; diğer kişilere, gerçek hayata ne oldu diye düşünmenizi sağlıyor. Birde zaman zaman şu anki Aslı’nın yorgunluğu, üzüntüsü anlatıma o kadar hakim oluyor ki, 20’li yaşların çılgınlığını hissederken, alttan alttan da şu anın olgunluğunu sezinliyorsunuz. Ama bütün bunlar, emin olun ki; kendinizi kaptırmanıza, bütün o duygu yoğunluğunu yaşamanıza engel olmuyor ve yaklaşmakta olan etkileyici sonu farkedemiyorsunuz. 

a Rafflecopter giveaway
continue reading "İkili Delilikler Hikayesi... Dengesiz Bir Aşkın Anatomisi"
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...